İçindekiler
- Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Sebebiyle Boşanma Davası mı Açılır Evliliğin İptali Davası mı
- Hangi Hastalıkların Saklanması Durumunda Evliliğin İptali Davası Açılır
- Evliliğin İptali Davası Hangi Sürede Açılmalıdır
- Eşten Hastalığın Saklanması Sebebiyle Evliliğin İptali Davasında Velayet Nafaka ve Tazminat Kararı Verilir mi
- Evlendikten Sonra Cinsel Hastalığa Yakalanması Durumunda Boşanma Davası mı Açılır Evliliğin İptali mi
- Evlenmeden Önce Yakalandığı HIV Hastalığını Eşine Bulaştıran Kişi Hangi Suçtan Kaç Yıl Ceza Alabilir
- Örnek Olay - Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Davası
- Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Konusunda Son Değerlendirmeler
Evlilik, karşılıklı güven, sadakat ve dürüstlük temeli üzerine kurulan bir birlikteliktir. Taraflardan birinin evlilik öncesinde var olan ciddi bir hastalığı diğer eşten gizlemesi, bu temeli derinden sarsar. Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali konusu, 2025 yılı itibarıyla Türk Aile Hukuku uygulamasında sıklıkla karşılaşılan ve Yargıtay kararlarıyla şekillenen kritik bir mesele olmaya devam etmektedir.
Böyle bir durumla karşılaşan eşler, çoğu zaman hangi hukuki yola başvurmaları gerektiğini bilemez. Boşanma davası mı açmalı, yoksa evliliğin iptali mi talep etmeli? Bu iki yolun sonuçları, süreleri ve hukuki etkileri birbirinden oldukça farklıdır. Üstelik konu yalnızca aile hukuku boyutuyla sınırlı kalmayıp ceza hukuku alanında da ciddi yaptırımlar doğurabilir. Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali meselesi, bu nedenle çok boyutlu bir hukuki değerlendirme gerektirmektedir.
Bu makalede, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK) çerçevesinde konuyu tüm yönleriyle ele alacağız. Hak kaybı yaşamamak adına hukuki süreçlerde profesyonel destek almak büyük önem taşımaktadır; detaylı bilgi için web sitemizin iletişim kısmından Şişli Boşanma Avukatı için bize ulaşabilirsiniz.
Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Sebebiyle Boşanma Davası mı Açılır Evliliğin İptali Davası mı
Uygulamada en sık sorulan sorulardan biri, evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı sorusudur. Aslında her iki hukuki yol da mevcut olmakla birlikte, aralarında önemli farklar bulunmaktadır. Kandırılan eş, somut olayın koşullarına göre bu iki yoldan birini ya da her ikisini birden tercih edebilir.
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı değerlendirilirken öncelikle hastalığın niteliği ve evlilik iradesine etkisi incelenir. Eğer hastalık, diğer eşin veya gelecekteki çocukların sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyorsa ve bu durum kasıtlı olarak gizlenmişse, TMK m. 150/2 uyarınca evliliğin iptali talep edilebilir. Bu, "nispi butlan" olarak adlandırılan bir hukuki kurumdur.
Öte yandan evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı sorusunun cevabı, sadece hastalığın türüne değil, eşlerin evlilik sürecinde yaşadıkları güven bunalımına da bağlıdır. Hastalığın gizlenmesi eşler arasındaki güveni temelden sarsmış ve ortak yaşamı çekilmez hale getirmişse, TMK m. 166 çerçevesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılması da mümkündür.
Her iki yolun birlikte değerlendirilmesi gereken durumlar da söz konusu olabilir. Ancak genellikle şu ayrım yapılır:
- Evliliğin iptali davası: Evlilik iradesinin sakatlanması ön plandadır. "Bu hastalığı bilseydim evlenmezdim" iddiası esastır.
- Boşanma davası: Hastalığın gizlenmesinin evlilik birliğini fiilen çekilmez kılması ve güven ilişkisini yok etmesi ön plandadır.
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı sorusuna net bir yanıt vermek, her somut olay için ayrı bir hukuki analiz gerektirir. Hak düşürücü süreler ve ispat yükü de bu iki dava türünde farklılık gösterdiğinden, doğru dava türünün seçimi sonucu doğrudan etkiler. Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı konusunda tereddüt yaşanıyorsa, her iki talebin terditli olarak birlikte ileri sürülmesi de yargısal uygulamada kabul görmektedir. Yine bu mesele çerçevesinde evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması sebebiyle boşanma davası mı açılır evliliğin iptali davası mı değerlendirmesi yapılırken, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin mutlaka dikkate alınması gerekir.
Hangi Hastalıkların Saklanması Durumunda Evliliğin İptali Davası Açılır
TMK m. 150/2 hükmüne göre, evliliğin iptalini gerektiren hastalıkların belirli niteliklere sahip olması şarttır. Hangi hastalıkların saklanması durumunda evliliğin iptali davası açılır sorusuna yanıt verirken, kanun koyucunun aradığı kriterleri tek tek incelemek gerekmektedir.
Kanun metninde "eşinin veya gelecek nesillerin sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık" ifadesi kullanılmıştır. Bu doğrultuda hangi hastalıkların saklanması veya gizlenmesi durumunda evliliğin iptali davası açılır sorusunun cevabı, hastalığın ağırlığına ve sonuçlarına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Yargıtay kararları ve doktrinde genel kabul gören hastalık kategorileri şunlardır:
Bulaşıcı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar:
- HIV/AIDS (en sık dava konusu olan hastalık)
- Hepatit B ve Hepatit C
- Frengi (Sifiliz)
- Tedaviye dirençli cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlar
Genetik ve kalıtsal hastalıklar:
- Gelecek nesillere aktarılma riski yüksek genetik bozukluklar
- Akraba evliliği kaynaklı kalıtsal hastalıklar
- Ciddi kromozomal anomaliler
Ruhsal ve psikiyatrik hastalıklar:
- Ağır şizofreni
- Tedaviye yanıt vermeyen bipolar bozukluk
- Kişinin evlilik birliğini sürdürme kapasitesini ortadan kaldıran ağır psikiyatrik tablolar
Kronik ve yaşamı tehdit eden hastalıklar:
- İleri evre organ yetmezlikleri
- Eşin bakım yükümlülüğünü ağır biçimde etkileyen kronik hastalıklar
Hangi hastalıkların saklanması durumunda evliliğin iptali davası açılır konusunda Yargıtay, her somut olayı kendi koşulları içinde değerlendirmektedir. Önemli olan husus, hastalığın basit bir rahatsızlık olmaması ve diğer eşin ya da doğacak çocukların sağlığını ciddi biçimde tehdit etmesidir. Migren veya kontrol altına alınmış hafif rahatsızlıklar bu kapsamda değerlendirilmez.
Hangi hastalıkların saklanması veya gizlenmesi durumunda evliliğin iptali davası açılır meselesinde bir diğer kritik unsur da kasıt unsurudur. Eşin, hastalığından haberdar olmasına rağmen bunu bilerek ve isteyerek gizlemiş olması gerekir. Hastalığından habersiz olan bir eşe karşı evliliğin iptali davası açılması mümkün değildir. Hangi hastalıkların saklanması durumunda evliliğin iptali davası açılır konusunda mahkeme, hastalığın varlığını ve gizleme kastını tıbbi belgeler, hastane kayıtları ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirir.
Hangi hastalıkların saklanması durumunda evliliğin iptali davası açılır sorusuna ilişkin bir diğer önemli nokta, hastalığın evlilik tarihinden önce mevcut olması zorunluluğudur. Evlilik sırasında veya sonrasında ortaya çıkan hastalıklar, evliliğin iptali değil, boşanma davasının konusunu oluşturur. Hangi hastalıkların saklanması durumunda evliliğin iptali davası açılır değerlendirmesinde bu zamansal unsur belirleyici niteliktedir.
Evliliğin İptali Davası Hangi Sürede Açılmalıdır
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali konusunda en kritik meselelerden biri süredir. Evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır sorusu, hak kaybını doğrudan etkileyen bir öneme sahiptir.
TMK m. 152 hükmü uyarınca, evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır sorusunun yanıtı oldukça nettir: Aldatıldığını (kandırıldığını) öğrenen eş, öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde davayı açmalıdır. Bu süre, hak düşürücü süre niteliğindedir. Yani 6 aylık süre geçtikten sonra evliliğin iptali davası açma hakkı tamamen ortadan kalkar. Hakim bu süreyi kendiliğinden gözetir ve sürenin geçtiğini tespit ederse davayı reddeder.
Evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, her durumda evliliğin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkının düşeceğidir. Bu mutlak süre, eşin hastalığı öğrenip öğrenmediğinden bağımsız olarak işler.
Evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır sorusu kapsamında süreleri özetleyelim:
- Öğrenme tarihinden itibaren: 6 ay (hak düşürücü süre)
- Evlilik tarihinden itibaren: Her halükârda 5 yıl (mutlak hak düşürücü süre)
- Sürelerin niteliği: Zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; dolayısıyla durma veya kesilme söz konusu olmaz. Kendiliğinden dikkate alınır.
Evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır konusunda öğrenme anının tespiti de ayrı bir hukuki mesele oluşturur. Yargıtay, öğrenme anını eşin hastalığı kesin olarak öğrendiği tarih olarak kabul etmektedir. Şüphelerin başladığı tarih değil, somut bilgiye ulaşıldığı veya tıbbi raporun elde edildiği tarih esas alınır.
Bu sürelerin geçmesi halinde evliliğin iptali yolu kapanır; ancak boşanma davası açma hakkı devam eder. Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali bakımından bu ayrım büyük önem taşımaktadır. Evliliğin iptali davası hangi sürede açılmalıdır konusunda tereddüt yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden Şişli Boşanma Avukatı hukuki danışmanlık alması gerekebilir.
Eşten Hastalığın Saklanması Sebebiyle Evliliğin İptali Davasında Velayet Nafaka ve Tazminat Kararı Verilir mi
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali sürecinde eşlerin en çok merak ettiği konulardan biri de davanın mali ve velayet boyutundaki sonuçlarıdır. Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi sorusuna yanıt vermek için TMK'nın ilgili hükümlerine bakmak gerekir.
TMK m. 158 hükmü, evliliğin iptali kararının boşanmanın hukuki sonuçlarını doğuracağını açıkça belirtmektedir. Bu düzenleme uyarınca eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir.
Velayet konusunda:
Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi değerlendirilirken, müşterek çocukların bulunması halinde velayetin düzenlenmesi zorunludur. Hakim, çocuğun üstün yararı ilkesini esas alarak velayeti eşlerden birine verir. Hastalığın türüne bağlı olarak çocuğun sağlığı da dikkate alınır; ancak yalnızca hastalığın varlığı otomatik olarak velayet hakkının kaybedilmesi sonucunu doğurmaz. Çocuğun yararına olması halinde velayet hakkı, hastalığı taşıyan eşe bırakılabilir.
Nafaka konusunda:
Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi sorusu nafaka boyutuyla ele alındığında, boşanmadaki nafaka hükümleri kıyasen uygulanır. Buna göre:
- Tedbir nafakası: Dava süresince ihtiyaç duyan eş lehine hükmedilir.
- İştirak nafakası: Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuk için nafaka öder.
- Yoksulluk nafakası: İptale kusurlu olmayan eşin yoksulluğa düşecek olması halinde hükmedilir.
Tazminat konusunda:
Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi meselesinin en önemli ayağını tazminat talepleri oluşturur. Hastalığını gizleyerek evlenen eş ağır kusurlu kabul edildiğinden, diğer eş lehine:
- Maddi tazminat (TMK m. 174/1): Evliliğin iptal edilmesiyle mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi halinde
- Manevi tazminat (TMK m. 174/2): Kişilik haklarının saldırıya uğraması sebebiyle
talep edilebilir. Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi sorusuna Yargıtay, hastalığını gizleyen eşin tam kusurlu sayılacağı yönünde istikrarlı kararlar vermektedir. Bu nedenle kandırılan eşin tazminat talepleri genellikle kabul görmektedir.
Eşten hastalığın saklanması sebebiyle evliliğin iptali davasında velayet nafaka ve tazminat kararı verilir mi konusunda bir örnek vermek gerekirse: Eşinin HIV pozitif olduğunu evlilikten iki yıl sonra öğrenen bir kişi, evliliğin iptali davası açtığında hem çocukların velayetini, hem nafaka hem de maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Mahkeme, bu taleplerin her birini ayrı ayrı değerlendirir.
Evlendikten Sonra Cinsel Hastalığa Yakalanması Durumunda Boşanma Davası mı Açılır Evliliğin İptali mi
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali konusuyla karıştırılmaması gereken bir diğer önemli mesele, hastalığın evlendikten sonra ortaya çıkması halidir. Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi sorusu, farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Evliliğin iptali davası, yalnızca evlilik öncesinde mevcut olan ve kasıtlı olarak gizlenen hastalıklar için söz konusudur. Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi denildiğinde, evliliğin iptaline gidilemeyeceği açıktır. Çünkü evlilik iradesinin kurulduğu anda bir hile veya aldatma bulunmamaktadır.
Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi sorusunun yanıtı, hastalığın kaynağına göre şekillenir:
Eşin sadakatsizliği sonucu bulaşma halinde:
Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi tartışmasında, eğer hastalık eşin zina yapması sonucu bulaşmışsa, TMK m. 161 (zina sebebiyle boşanma) ve TMK m. 166 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) hükümleri devreye girer. Zina sebebiyle boşanma davasında 6 aylık dava açma süresi bulunduğu unutulmamalıdır.
Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi konusunda özet olarak şunlar söylenebilir: Evlilik sonrası ortaya çıkan hastalıklarda iptal davası yolu kapalıdır; boşanma davası açılması gerekir. Ancak evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali meselesinde her iki yol da açıktır.
Evlendikten sonra cinsel hastalığa yakalanması durumunda boşanma davası mı açılır evliliğin iptali mi sorusunu soran okuyucularımızın, durumlarına uygun hukuki yolu belirlemek için Şişli Boşanma Avukatı bize ulaşmaları yerinde olacaktır.
Evlenmeden Önce Yakalandığı HIV Hastalığını Eşine Bulaştıran Kişi Hangi Suçtan Kaç Yıl Ceza Alabilir
Konunun ceza hukuku boyutunu da incelemek gerekir. Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişiye hangi suçtan kaç yıl ceza verilir sorusu, hem teorik hem pratik açıdan büyük önem taşımaktadır.
Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişi hangi suçtan kaç yıl ceza alır konusunda TCK'nın ilgili hükümleri şu şekilde uygulanmaktadır:
1. Kasten Yaralama (TCK m. 86):
Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişi hangi suçtan kaç yıl ceza alır değerlendirildiğinde, ilk olarak TCK m. 86/1 gündeme gelir. Temel ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak eşe karşı işlendiğinden TCK m. 86/3-a uyarınca ceza yarı oranında artırılır.
2. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK m. 87):
Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişi hangi suçtan kaç yıl ceza alırdı sorusunun en önemli boyutu budur. HIV bulaştırma eylemi, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir hastalığa yol açtığından TCK m. 87/2-d uyarınca ceza artırılabilir. Bu halde ceza 5 yıldan 8 yıla kadar hapis olarak belirlenebilir.
3. Olası Kastla Öldürmeye Teşebbüs:
Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişiye hangi suçtan kaç yıl ceza verilir meselesinde bazı Yargıtay kararları, özellikle tedavi imkanı olmayan ve ölümcül seyir gösteren hastalıkların kasıtlı bulaştırılmasını olası kastla öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmektedir. Bu durumda ceza 9 yıldan 15 yıla kadar çıkabilmektedir.
Evlenmeden önce yakalandığı HIV hastalığını eşine bulaştıran kişi hangi suçtan kaç yıl ceza alır konusunda cezayı etkileyen faktörler şunlardır:
- Failin hastalığını bilip bilmediği
- Korunma tedbiri alıp almadığı
- Mağduru bilgilendirip bilgilendirmediği
- Hastalığın fiilen bulaşıp bulaşmadığı
- Mağdurun mevcut sağlık durumu
- Failin kastının doğrudan mı yoksa olası mı olduğu
Hastalığın günümüz tıbbında kontrol altına alınabilir olması da mahkemelerin ceza belirlemesinde dikkate aldığı bir husustur.
Konunun ceza hukuku boyutu, mağdur eşin şikayeti üzerine Savcılık tarafından soruşturulur. Bu nedenle evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali sürecinde ceza davası da eş zamanlı olarak takip edilmelidir.
Örnek Olay - Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Davası
Konuyu somutlaştırmak adına anonim bir örnek olay üzerinden durumu değerlendirelim:
Olay: A ve B, 2023 yılında evlenmişlerdir. Evliliklerinin ikinci yılında B, rutin sağlık kontrolünde Hepatit B pozitif olduğunu öğrenmiştir. Yapılan ileri tetkiklerde hastalığın kronik olduğu ve yıllardır taşıyıcılığının devam ettiği tespit edilmiştir. B, eşi A'nın evlenmeden önce bu hastalığı bildiğini ancak kendisinden gizlediğini keşfetmiştir.
Hukuki süreç: B, hastalığı öğrendikten sonra derhal Şişli Boşanma Avukatından hukuki danışmanlık almıştır. Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali çerçevesinde terditli bir dava açmıştır:
- Birincil talep: TMK m. 150/2 uyarınca evliliğin iptali
- Terditli talep: TMK m. 166 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma
- Ek talepler: Maddi ve manevi tazminat, velayet, nafaka
B, 6 aylık hak düşürücü süre içinde davasını açmış olduğundan, mahkeme evliliğin iptali talebini esastan incelemiştir. A'nın evlilik öncesi sağlık raporlarından hastalığını bildiği ispatlanmış ve mahkeme evliliğin iptaline karar vermiştir.
Bu örnek, evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali meselesinin pratikte nasıl işlediğini göstermektedir. Hukuki süreçlerde hak kaybı yaşamamak adına profesyonel destek almak büyük önem taşımaktadır.
Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili mahkeme ise TMK m. 160 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Dava açılırken hazırlanması gereken belgeler:
- Dava dilekçesi
- Nüfus kayıt örneği
- Evlilik cüzdanı fotokopisi
- Hastalığa ilişkin tıbbi belgeler ve raporlar
- Tanık listesi
- Varsa eşin hastalığını bildiğine dair deliller (mesajlar, doktor raporları vb.)
Evlenmeden Önceki Hastalığın Eşten Saklanması Boşanma ve Evliliğin İptali Konusunda Son Değerlendirmeler
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali, Türk Aile Hukuku'nun en hassas konularından biridir. Bu meselede doğru hukuki yolun belirlenmesi, sürelerin kaçırılmaması ve delillerin eksiksiz toplanması dava sonucunu doğrudan etkilemektedir.
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali davasında dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- 6 aylık hak düşürücü süre kaçırılmamalıdır.
- Hastalığa ilişkin tıbbi belgeler titizlikle toplanmalıdır.
- Boşanma ve evliliğin iptali taleplerinin terditli olarak birlikte ileri sürülmesi düşünülmelidir.
- Ceza hukuku boyutu ihmal edilmemelidir, şikayetçi olunmalıdır.
- Nafaka, tazminat ve velayet talepleri dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.
Evlenmeden önceki hastalığın eşten saklanması boşanma ve evliliğin iptali sürecinde yaşanabilecek hak kayıplarının önlenmesi için zamanında ve doğru adımlar atmak büyük önem taşımaktadır. Bu konuda Şişli Boşanma Avukatı hukuki destek almak ve sürecin her aşamasında bilinçli hareket etmek, haklarınızı en etkili şekilde korumanızı sağlayacaktır. Detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için web sitemizin iletişim kısmından bize ulaşabilirsiniz.
Yazar: Av. Burhan Kaan Bay
Hukuki haklarınızı korumak için zaman kaybetmeden uzman bir görüş alın. Şişli Mecidiyeköy’ün merkezinde, Mecidiyeköy Metro ve Metrobüs duraklarına sadece 10 Dakikalık yürüme mesafesinde olan büromuzda, Aile ve Boşanma Hukuku alanında profesyonel danışmanlık sağlıyoruz. Şişli Mecidiyeköy Aile ve Boşanma Hukuku avukatı arayışınızda, Randevu ve detaylı bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilir veya hemen bizi arayabilirsiniz.
